#bilim

36 gönderi

Neptün'de Elmas Yağması

Neptün güneş sistemimizin en dışında yer alan gezegendir. Bilim insanları Neptün´ün fiziksel durumunu laboratuvar ortamında oluşturdular ve Neptün´de gerçekten elmas yağmurları oluştuğunu söylüyorlar. Teori: Astrofizikcilere göre Neptün ve hatta Uranüs sert bir çekirdeğe sahipler. Bu gezegenlerin çekirdekleri sık tabakalardan oluşmakta. Tabakalar da hidrokarbonlar, amonyak ve su ile örtülü. Bilim insanları bu gezegenlerin içerisinde yüksek basınçlar olacağı konusunda spekülasyonlar yapıyorlardı. Bu yüksek basınçlar hidrokarbonları birbirinden ayırabilirler, daha sonra kristallestirerek elmas haline dönüştürebilirler. Elmaslar da daha sonra gezegenin icerisinde doğru düşerek hareket ederler, yani yağmur gibi eşit miktarda yağarlar. Deney: 2017 yılında bilim insanları plastik olarak kullandığımız, sadece karbon ve hidrojenden oluşan polistirolü kullandılar. Polistirolü Neptün´ün atmosferini oluşturan madde olarak kullandılar. Madde içerisine iki adet şok dalgası gönderildi. Bunlardan bir tanesi çok güçlü bir lazer, diğeri de SLAC-röntgenlazer kaynağından gönderildi. Bu şekilde plastik içerisinde 1,5 milyon barlık (*: 2000 adet filin üst üste 1cm²´lik alanda durması gibi)basınç ve 5000°C değerinde sıcaklık oluştu. En çok elmas oluşumu iki dalganın kesiştiği an oluştu. Bu oluşumu anında kayıt ettiler. Almanya´nın Dresden kentindeki Helmhotz-Merkezi´nin açıklamasına göre; "Deneylerin gösterdiğine göre; hemen hemen bütün karbon atomlari nanometrik büyüklüklerde elmas yapılar oluşturdular." Neptün´de laboratuvar şartlarında oluşturulan elmaslardan daha büyük elmas parçalarının oluşabilecegini ve bu elmasların binlerce yıl boyunca yavaşca gezegenin çekirdeğine dogru hareket edeceğini söylemekteler. video: Kaynak #bilim
tagesschau - #gutzuwissen: Regnet es auf dem Neptun Diamanten?
#gutzuwissen: Regnet es auf dem Neptun Diamanten?

Kanalizasyon Suyu Arıtma

Büyük Patlama Deneyi

Antarktika'da Kayıp Kıtaların İzinin Bulunması

Antarktis´teki o güçlü buz kütlelerinin altında nelerin saklı olduğunu görmek çok zor. Ama jeologlar yerçekimi anomalisi sayesinde güney kutbunun platentektoniğini açığa çıkarttılar. Antarktis´teki buz kütlesinin altında büyük arazilerin ve büyük vadilerin veya saklanmış dağların olduğu ortaya çıkartıldı. Büyük buz kütleleri yüzünden tam olarak formlarının ne olduğu bilinmemekte. Bu yüzden jeologlar bu kompleks levha tektoniği yapılarının hakkında pek birşey bilmemekteler. ESA´ya ait olan GOCE-sateliti sayesinde yerçekimi alanındaki lokal dalgalanmalardan faydalanarak buz kütlesinin altının nasıl göründüğünü açığa çıkarttılar. GOCE verileri ve sismolojik analizler ile global levha tektoniğinin üç dimenziyonlu resmi geliştirildi. Hatta Antarktis´in altı da buna dahil. British Antarctic Survey´den Fausto Ferraccoli "Doğu Antarktis´te ilginç jeologik formasyonlar görüyoruz. Temellerinde Antarktis´in kabuğunun diğer kıtalar ile 160 milyon yıl önce bağlı olduğu yerler görünmekte." © Kiel University/BAS Batı Antarktis oldukça ince bir kabuğa sahip. Kıtanın batı kısmı dağlık katlanmış plaka parçalardan ve çok eski kratonlardan oluşuyor. Bu bölgeler daha çok Hindistan ve Avustralya´ya benzemekte. Buralarla benzemesinin sebebi ise; eskiden bir süper kıta olan Gondvana ile bağlantılı olması ve bu kıtanın 130 milyon yıl önce parçalanmaya başlaması. Avustralya ve Antarktis kıtaları ıse 55 milyon yıl önce birbirlerinden ayrıldılar. Kaynak #bilim #jeoloji #haber

Nükleer Makarna

Dünyayı Değiştiren Tesadüf Buluşlar

Renkli Röntgen

Bugatti'nin Yeni Frenleri

Dilimiz Neden Buza Yapışır

Bir çoğumuzun başına mutlaka gelmiş olaylardan bir tanesidir. Çocukken soğuk havalarda demiri yalamaya kalkanlarımız da olmuştur (bunlardan biri benim) veya buzlu dondurma yalarken yada buz dolabından çıkmış taze buzu yalamaya kalkıştığımızda dilimiz bir anda yapışıp kalır. Acı çekerek dilimizi yapışan bölgeden kurtarmaya çalışırız ve bir kaç gün dilimiz tahriş olmuş bir şekilde dolanırız. Dilimizin yüzeyinde küçük tükürük bezleri bulunur. Bbunlar ağız içinin ve dilin nemlenmesinden sorumludurlar. Aynı zamanda dilin yüzeyi çok pürüzlüdür. Bu iki faktörün dilimizin buza yapışmasında büyük rolü vardır. Dilimiz üzerinde bulunan nem, soğuyarak yoğunlaşır ve buz kristalleri oluşturur. Yoğunlaştığı içinde pürüzlü dilimiz içine hapsolan buz kristalleri dilimizin soğuk bölgeyle teması halinde yapışmasını sağlar. Aynı zamanda dilimiz bu kristalleri tekrar çözecek kadar enerjiye (ısıya) sahip değildir. Dilimizi yapışan bölgeden kurtarmak için çektiğimizde ise; hapsolan kristaller dilimizin yüzeyini kopartır. Burada bulunan reseptörler hassas olduğundan dilimiz kendisini yenileyene kadar acıya sebep olur ve koruma mekanızması olarak da uyuşur. Aynı şey tenizmiz için de geçerlidir. Soğuk bir yere çıplak elimizle dokunduğumuzda; vücudumuzda bulunan gözeneklerdeki nem donar ve elimizin yapışmasını sağlar. #bilim
Witzige Videos ever - Dumme Leute kleben am Eis fest
Dumme Leute kleben am Eis fest

Çiçeklerin Görünmez Sinyalleri