Kullanıcı: vincit omnia veritas
vincit omnia veritas
28.02.2017 07:02
Bir süre önce, fotoğrafçılık yapan Murray Ballard, kendi seçimiyle bedenini donduran insanları görüntüledi. Bu yazıda vücudunu dondurarak adeta ölüme meydan okuyanların kısa bir serüvenini bulacaksınız...

Günümüzde sayısı yüzleri bulan dondurulmuş insanların bedeni saklanıyor. Bu işlem dünyanın onlarca yerinde uygulanıyor. Bu işlem için içinde sıvı nitrojen bulunan büyük, metalden yapılmış silindir şeklindeki tabutlar gerekiyor. İç sıcaklığı -196 derece. İnsanlar bu yönteme çözümleri kalmadığında başvuruyor. Gün gelir de tıp, kendi sorunlarına çare bulursa tekrar diriltilmeyi bekliyorlar.

Ölen bedenlerin öncelikle buz kalıplarıyla soğutulması gerekiyor. Ardından kişinin göğüs kafesi açılarak vücutta bulunan kan çekilmeli. Daha sonra vücutta oluşan boşluğun yerine -50 derecede gliserol dolduruluyor. Dağılan solüsyon, vücut ısısının da -50 dereceye düşmesini sağlıyor.

Hücreleri saran yağların da donabilmesi için beden sıvı nitrojenle soğutulan büyük metal silindirler içinde tutulmak zorunda. Buradaki sıcaklık -196 dereceyi buluyor. Bütün bu kapsamlı işlemler, hücre yapısının korunması için bir zorunluluk. Bu önlemler alınmasaydı hücrelerimizde bulunan su, soğuk nedeniyle donarak kristalleşir, hücre zarı ve hücre içindeki organellerin zarar görmesine neden olurdu. Vücut tekrar ısıtıldığında geriye sağlam bir şey kalmazdı. Gliserol gibi donma ısısı suya göre daha yüksek kimyasallar sayesinde bunun olması önleniyor.

İşlem, cryonics adıyla biliniyor. Bu terim "insanların bilinmeyen bir gelecekte çözülmek üzere dondurulması" anlamına geliyor. Sözcük ilk defa 1965 yılında bu işlem gerçekleştirildiğinde konuşulmaya başlandı ancak bundan öncesinde Neil R. Jones 1930'larda yazdığı bir romanda insanların dondurulmasından söz etmişti. Ünlü fizikçi Robert C. W. Ettinger ise 1964'de yayımlanan "Ölümsüzlük İhtimali" adlı kitabında insanların gelecek yıllarda canlandırılmak üzere dondurulması fikrinin akla yatkın olduğunu ileri sürüyordu.

İşlem, insanlar üzerinde ilk kez 1967 yılında kullanıldı. 73 yaşında akciğer kanseri nedeniyle ölen Amerikalı bir psikolog olan James Bedford, bu tarihten beri diriltileceği günü bekliyor ve daha da beklemesi gerekecek çünkü bugün bile onu hayata döndürecek veya hayata döndürsek bile hayatta tutacak teknolojimiz yok. Dahası muzdarip olduğu hastalığın tedavisini de bulmuş değiliz. Bu yüzden huzurlu uykusuna bir süre daha devam etmesi gerekiyor. Elbette bu işlem birçok kişiye göre umut tacirliğinden başka bir şey değil. Çünkü nano teknoloji ve tıbbın çok ilerlediği, ölümcül hastalıklara çözüm bulunabildiği, kök hücreden bir insanın bütünüyle kopyalanabildiği bir çağ hiç olmayacak. Bunlar gerçekleşse bile dondurulan kişilerin yeniden dirilip dirilmeyeceği de ayrı bir bilinmezlik.

Ancak yapılan çalışmalar ve bazı deneyler tersini söylüyor. Dr. Paul Segal'in 1992'de American Cryonics Society sponsorluğunda California Üniversitesi'nde yaptığı meşhur bir deney vardır. Dr. Segal, beagle cinsi sevimli köpeği Miles'ı dondurup tekrar diriltmeyi başarmıştı. Bu deney, dondurulmaya bel bağlayan insanlar için en büyük dayanak olmuş durumda.

Miles, kanı çekildikten sonra doldurularak öldürülmüş, 70 dakikalık klinik ölümün ardından kanı tekrar damarlarına enjekte edilerek oda sıcaklığına geri getirilmişti. Üç buçuk yaşında olan bu köpek hayata geri döndüğünde tüm karakteristik özelliklerini olduğu gibi taşıyordu, alışkanlıkları ve huyları değişmemişti. Bu olay, dondurulan insanların bir gün yeniden canlandırıldığında hafızalarının da yerinde kalacağına ispat olarak gösteriliyor.

Rastgele Başlıklar

the

İngilizcede getirildiği kelimeye "zaten biliniyor", "malum" gibi anlamlar kazandıran bir belirteç.Örneğin bir arabanız vardır, bununla ilgili babanızla konuşur, konuşursunuz. Konuşmaya devam ederken artık "car" derken önüne the sözcüğünü getirebilirsiniz. Böylece . . .

cambaza bak

Bir çeşit üçkağıtçılığı kısaca özetleyen yaygın deyim. Sirklerde dolaşan yankesicilerin amacı fark edilmeden izleyicilerin cüzdanlarını çalmaktır ancak bazen dikkati başka bir yere kaymış izleyicilere denk gelebilirler. Bu da yankesicinin yakalanmasına . . .

morötesi

İnsan gözünün görebildiği renkaralığının üst sınırını aşan renklerdir. Yüksek frekanslı dalga boyuna sahiptirler. Tam tersi kızılötesidir.İngilizcede ultravioletadıyla anılır. Kısaca UV ışınlarıdenir.

a vitamini

Hücrelerin iletişimi gibi hayati bir konuda oldukça önemli bir yer tutan vitamindir. Bu nedenle görmeden al, yaşlanmaya kadar bir dizi konuda söz sahibi olan bir vitamin türüdür. Yağda çözünebildiği için . . .

superfetch

Microsoft'un işletim sistemlerine windows vistasürümüyle beraber getirdiği iyileştirme aracı. Microsoft, "Hızlı Getir" olarak Türkçeleştirmeyi tercih etmiş. "sysmain" olarak geçtiği de oluyor. Aslen Linuxsistemlerde ortaya çıkmıştır.Görevi sizin sık çalıştırdığınız programla . . .

eager loading

Bir kaynak (veri, görüntü vs.) gerekmese de belki bir aşamada gerekir, gerekince de o anda yüklemesi maliyetli olur durumu hakimse, peşinen ve topluca yükleme yapmak anlamına gelen bir programcılık terimidir. . . .