Kullanıcı: gizmagtr
gizmagtr
05.01.2019 11:21
Kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de uzun vadede herhangi bir fayda sağlamayacak yöntemlerdir. Bu konuda basit bir tezim var; evrim.

İnsanoğlunun evrim macerası mağara dönemi ile günümüzde hız anlamında birbirinden ayrıştı. Evrimimiz yavaşladı. Evet hala bir cinsel seçilim altındayız, karşı cins için hala göreceli bir oranda savaş vermemiz gerekiyor ancak steplere çıkıp avlanmamız gerekmiyor, kazmayı alıp tarlada bir şey yetiştirmemiz de gerekmiyor. Barınmak için kayaları oymak zorunda değiliz.

Yukarıdaki senaryoya bakınca evrim serüveni bizim için durmuş gibi görünüyor değil mi? Öyle görünüyor olabilir ancak modern hayatlarımız da beraberinde bambaşka evrimsel koşullar getirdi, bunu da göz ardı etmemeliyiz.

İşte bunlardan biri de (*: benim tezim) saç temizliği konusudur. Zamanda az geriye gidersek biraz kirli olmak, ne bileyim azıcık kokmanın filan pek sorun olmayacağı bir döneme gideriz. Biraz daha gerilere gidersek bitlenmenin normal olduğu, ayda bir yıkanmak gerektiği kanısında hemfikir olunan bir döneme giderdik. Yani kısacası kültürel, sosyal ve toplumsal anlamda değerlerimiz, 500 yıl öncesinden çok daha farklı, gelişmişiz, evrim geçirmişiz. Temizlik anlayışımız da bununla beraber şekillenmiş. Artık en ufak bir ter kokusu nedeniyle karşımızdaki bireye tepki koyabiliyor, rahatsız olduğumuzu ona hissettirebiliyoruz. Bu da insanları daha temiz olmaya itiyor. Durum bu ama bu kültürel evrime vücudumuz ne kadar hazır? İşte yanıt bu sorunun altında yatıyo; hazır değiliz. Yüz binlerce yılda çevresel koşulların baskısı altında bugünkü halini almış makinelerimiz olan vücutlarımız, bu kadar kısa sürede peş peşe gerçekleşen devrimlere (sanayi, teknoloji, bilim devrimleri) nasıl ayak uydurabilirdi ki? Daha 100 yıl önce petrol bu kadar hayatımızda değilken petrolden üretilen yan ürünler de hayatımızda yoktu. Şampuan bilinmiyordu. Doğal zeytin yağından sabunlarımız vardı sadece. Ama şimdi sosyal çevremizde kendimize yer bulmak, sevgili arkadaş edinmek istiyorsak yağlı, kepekli, kokan saçlarımızı yıkamak zorundayız. Yoksa kendimize iş, eş bulamaz, aç kalabiliriz. Bu kadar petro-kimyasal maddeye de elbette kafa derisinin, saç köklerinin bir tepki vermesi kaçınılmaz olacaktır.

Siz saç dökülmesini boşverin de kel erkeklerden hoşlanan dişiler çoğalırsa (ki sayıları hiç de azımsanacak ölçüde değil) o zaman seyreyleyin evrimsel curcunayı. Hızla Ridley Scott tarzı engineer'ların gezegeni olma yolunda ilerleyeceğiz demektir.

Rastgele Başlıklar

çiçeklerin görünmez sinyalleri

Çiçeklerin Görünmez SinyalleriÇoğu çiçekler arıları ve diğer polen taşıyıcılarını kendilerine çekmek için renklerini veya çekici kokularını kullanırlar. Bilim adamlarının yeni bir keşfine göre bunlarla yetinmeyip, aynı zamanda ısı desenleriyle de . . .

kulak çınlaması

Alkolve sigaragibi kötü alışkanlıklardan da kaynaklanabilen bir hastalıktır. Elbette tek sebebi bunlar değil. Beyin tümörüde dahil belki yüzlerce sebebi olabilir. Hatta bazen sebebi bile yoktur. Öyle çınlar durur. O yüzden . . .

kookaburra

Avustralyave Yeni Gine'ye özgü bir kuştürü. Tombik ve renkleri çok ciks. Adeta evrimin ustalık eseri.Yalıçapkını adıyla anıldığı da olur. Bayağı gürültücü ve sesi kahkahaya benzer. Daha çok nihohaha şeklinde olanından . . .

antibakteriyel gümüş nanopartiküller

Gümüşün zararlı bakterileri öldüren bir katil olduğu zaten biliniyor. Bu özellikleri sayesinde antibakteriyel klavyelerde, yıkama makinelerinde, su filtrelerinde ve medikal cihazların plastikkaplamalarında hijyensağlamak amacıyla tercih ediliyor. Bilim insanları şimdilerde l . . .

türkiye'nin coğrafi konumu

Paralelve meridyenlerden oluşan koordinat düzlemi üzerindeki konumu 36-42 Kuzey, 26-45 Doğuşeklindedir.Sadece bu bilgi üzerinden Türkiye hakkında şu çıkarımlarda bulunabiliriz;1 - orta (ılıman) kuşakta 2 - kuzey yarım kürede 3 - . . .

tır

11 ülke arasında imzalanmış, hava, kara ve deniz yolunda konteynertaşınmasına olanak sağlayan bir yük taşmacılığısözleşmesidir. Bu sözleşmeye tabii olan araçların bu 11 ülkede TIR plakası takması ve tır karnesi olması . . .